7 Kasım 2013 Perşembe

İkinci Şans

İkinci bir şans kazanmak kızım,
İlk şansı kaybetmek demektir.
Bize de öyle oldu...

Öyle bir şey oldu ki
Çocuk, dostu düşmanı bir kenara fırlattı.
Ben de o zaman öğrendim,
İkinci hayat kızım, ilkinde ihanete uğramak değil,

İlkine ihanet etmekmiş...

17 Eylül 2013 Salı

Bıraktım

Sayıyordum seninle geçen güzel günleri,
(Bir, iki, üç, dört, beşşş ...)
Sayıyordum seninle geçen güzel ayları,
(Bir, iki, üç, dörttt ..)
Sayıyordum seninle geçen güzel yılları,
(Bir, iki, üççç .)

Sonra sen gittin.

Şimdi yeniden sayıyorum,

Sensiz geçirdiğim günleri,
(Bir .)
Sensiz geçirdiğim ayları,
(Bir, iki ..)
Ve
Sensiz geçireceğim yılları,
(Bir, iki, üç ...)

2 Ağustos 2013 Cuma

Ellerimle Gördüm, Öldüm..

Seni gördüm.
Boş gözlerle bakıyordun.
Yalnızdın, düşünüyordun.
El uzattım, tuttun ve bıraktın..

Seni gördüm.
Gözlerin biraz da olsa gülüyordu.
Yalnızdın, çalışıyordun.
El uzattım, bakmadın ve gittim..

Seni görmedim.
Gözlerinden yaş akıyormuş.
Özlemişsin, söylememişsin.
El uzattın, tuttum, sarıldım..

Seni gördüm.
Gülüyordu gözlerin.
Yalnız değildin, sarıldın, mutluydun.
El uzattım, tuttun, tuttum.

Ve seni gördüm,
Gözlerim ağlamaklı.
Yalnızdım, düşüyordum.
El uzattım, tutmadın ve öldüm..

Sessiz Fotoğraflar: Siktiret

Sessiz Fotoğraflar: Siktiret: Çok sevdiğim anlar oldu hayatta, çok sevdiğim için gittiler. Az sevdiğim günlerde daha çok seven birine gittiler. Mükemmeldim çok oldu,...

Bir Ayrılış Hikayesi

Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
avuçlarımda camdan bir şey gibi kalbimi sıkıp
parmaklarımı kanatarak
kırasıya
çıldırasıya...
Erkek kadına dedi ki:
-Seni seviyorum,
ama nasıl,
kilometrelerle derin, kilometrelerle dümdüz,
yüzde yüz, yüzde bin beş yüz,
yüzde hudutsuz kere yüz...
Kadın erkeğe dedi ki:
-Baktım
dudağımla, yüreğimle, kafamla;
severek, korkarak, eğilerek,
dudağına, yüreğine, kafana.
Şimdi ne söylüyorsam
karanlıkta bir fısıltı gibi sen öğrettin bana..
Ve ben artık
biliyorum:
Toprağın -
yüzü güneşli bir ana gibi -
en son en güzel çocuğunu emzirdiğini..
Fakat neyleyim
saçlarım dolanmış
ölmekte olan parmaklarına
başımı kurtarmam kabil
değil!
Sen
yürümelisin,
yeni doğan çocuğun
gözlerine bakarak..
Sen
yürümelisin,
beni bırakarak...
Kadın sustu.
SARILDILAR
Bir kitap düştü yere...
Kapandı bir pencere...
AYRILDILAR...



Nazım Hikmet RAN

10 Nisan 2012 Salı

İşaret mi acaba?

Yazıya bir türlü giriş yapamadım. İmleç olduğu yerde yanıp sönmeye devam ediyordu. Yazacak hiçbir şey bulamadım. Yayın başlığını bile atamadım. Durum o derece yani..

Bir şeyler yazamayışımın nedeni hayatımda ilginç, göze batan, değişiklik olmaması mı acaba? Üniversite öğrencisinin hayatında böyle durumlar olur mu? Bundan 2 hafta önce sanki ağustos ayındaymışız gibi sıcak bir haftada vizelerimin olması ve daha sonraki haftasında hasta olmam ve bir türlü iyileşememem benim için bir değişiklik midir acaba ? Nisan ayının ortasında bu yağmurlu hava, İstanbul'dan uzak olmam, tuttuğum takımın kötü gidişat sergilemesi, sevgilimin vizelerinin başlaması.. Acaba bunlar bir işaret mi?

Geçtiğimiz hafta sonu maça gittim. Hemen yanı başımda deplasman takım seyircisi, sanki kümestelermiş gibi bir camekan içerisindeler, onlarla bizim aramızda özel güvenlik ve kalkanlı polisler vardı. Deplasman seyircisi olmanın verdiği cesaretle diye tahmin ediyorum yaptıkları akıl almaz tezahüratlar, yakılan meşaleler, patlatılan torpiller ister istemez bizi de tetikliyor ve sonunda polisle karşı karşıya kalan gene biz tahrik edilenler oluyoruz.. Birileri yüzünden haksız yere böyle şeyler yaşamak çok üzücü. Bu bize bir işaret sanırım. Beni ve benim gibileri temsil edemeyenler yüzünden birçok şeye maruz kalmak. Hem de haksız yere..


Biraz da öğrencilikten bahsediyim. Bana 'üniversiteye gir gerisi kolay' diyen ilk kişiyi bulursam çok pis şeyler yapacağım. 3 sene oldu ve ben hala bu lafı söylüyorum. Sakın ama sakın siz bu söze kanmayın. Üniversite öğrencisi olmak varlık içinde yokluk, yokluk içinde çok yokluk çekmek demek bence.. Her ayın 7'sini beklemek ve ele alınan 280 TL(simge henüz tanımlanmadığı için yazı ile yazmak zorundayım) ile ne yapılabilir ki? Ev kirasını mı vereceksin, alışveriş mi yapacaksın, ortak olduğun faturaların parasını mı vereceksin ve üniversitede öğrenciler arasında nam salmış öğretmenlerin istedikleri ödev, proje vb. şeyler için mi harcayacaksın bu parayı.. Ne bereketli paraymış arkadaş.. Bu da bize bir işaret mi acaba? İlerki yaşamımızda emekli maaşımızla geçimin ne kadar zor olduğunu şimdiden yaşatıyorlar bize. Siz üniversiteye hazırlanan ve daha girmemiş olan kardeşlerim, bacılarım.. Ben bu hatayı yaptım ve siz bu hatayı yapmayın! dersem inanmayın. Üniversiteli olmak çok ama çok güzel bir şey. Bunları yaşamak çok ama çok keyifli. Kısacası, önce cefa sonra sefa ;)

Hazerfen Ahmet Çelebi
Galiba bundan 4 hafta önceydi. Sevgilimle birlikte Galata Kulesi'ndeydik. Venediklilerin denizcilikte üstün olduğu yıllarda yapılan kule boğazı kontrol altında tutmak için inşa edilmiş. Hazerfen Ahmet Çelebi insanın da kuş misali uçabileceğini göstermek ve kendi yaptığı icada olan takma kanatlara güveni ve de en önemlisi kendine olan güveniyle Galata Kulesi'nden kendini bırakmış ve boğazı geçip Üsküdar'da bir yere inmiş. Tebriklerimi kendisine sunmadan geçemeyeceğim. Ben olsam hayatta kendi yaptığım bir icada güvenip böyle bir şeye kalkışamazdım. Her neyse..

Biz de Venediklilerin yaptığı bu tarihi eseri görmek için kuleye gittik. Gördüğümüz manzara karşısında çok etkilendik. Fotoğraf makinesinin pili bitene kadar resim çektik, çekildik. İstanbul sanki ayaklarımızın altında ve biz de İstanbul'un sahibiydik. İstanbul'u ufacık ve avuçlarınızın içinde görmek isteyenleriniz varsa Galata Kulesi'ne gitmesini önerebilirim. Benim elim doluydu İstanbul'u avuçlarımın içerisinde göremedim ama  kesinlikle buna değerdi..  Galata Kulesi'ne ilk kiminle çıkarsan(karşı cinsten biriyle tabi ki) onunla evlenirmişsin. Bu da bir işaret olabilir mi acaba?



Yazımın başında yazacak bir şey bulamadım mı demiştim ben? Şimdi de yazdıkça yazasım geliyor. Bir 'dur' demem lazım kendime. Yazımın başlığı da sanırım 'İşaret mi acaba?' olacak.. Siz ne dersiniz? Bunlar bir işaret mi acaba?

28 Şubat 2012 Salı

Resim, Sergi ve Biz?

Evet evet yanlış okumadınız. Resim, sergi ve biz.. Resimden anlamayan bir insanın gittiği sergiden ne hayır gelir ki? Biz dedim çünkü yalnız değildim. Kız arkadaşımlaydım. Beni sürpriz olsun diye bir sergiye götürdü. Ben de peki öyle olsun diyerek uydum yarime. Gittik sergiye. Bir de bilet aldık. Allahtan ikimiz de öğrenciyiz de sonucunu bilmediğimiz bir şey için az para ödedik. Kapıdaki görevliye biletlerimizi gösterdik ve sergiden içeri girdik. İçerisi tıklım tıklımdı! Sanki bütün İstanbul'daki entel kişiler -biz de dahil olmak üzere- sergide toplanmıştı.. 

Sürrealist Resim

Sürrealist resim nedir? Sürrealist'i anladım da resim nedir? İkisini birleştirip boyaya katıp adam resim yapmış. Biz de serginin ilk bölümü olan sürrealist resim kısmından başladık sergiyi dolaşmaya. Ressam neler düşünmüş öyle!  İnanamadık. Daha doğrusu anlamadık. 1, 2, 3, 4 derken resimleri teker teker gezdik. Resimlerin açıklamasıyla resim arasında bir bağlantı kurmaya çalıştık. Ama gene olmadı.. Hele bir de o kalabalıkta fotoğraf çekenler yok mu.. Sanki anlıyor da resmi fotoğraflıyor. Her neyse.. Biz resimleri dolaşmaya devam ediyoruz. Sevgilime de anlamış numarası yapmak gerekiyor mu gerekmiyor mu düşüncesiyle bakıyorum resimlere. Resimde gördüğüm ilk şeyi göstermeye çalışıyorum. Ama ne anlatıyor diye sorsa "işte bittiğimin resmi" adında bir resim ben olurdum.. 



Sergi Bitti!

Resimleri teker teker dolaştık, anlamaya çalıştık. Ama olmadı.. Çoğul kullandım çünkü gezinirken artık birbirimize düşüncelerimizi itiraf etmiştik. "Ben hiçbir şey anlamadım." Evet tam olarak buydu düşüncelerimiz. Sonrasında yaptığımız eleştiriler de işin eğlenceli kısmıydı.. "Bu resmi ilkokula giden kuzenim yapsa gerizekalının yaptığı resme bak", "eline fırça alan ressam oluyor" gibi.. Ama bir de sergiye gelen entel kesimi göz önünde bulundurursak -ki onların da bir şey anladığını zannetmiyorum- bizim resme dair bir yeteneğimizin, düşüncemizin ve algımızın olmadığı fikrine vardık.. Her resme teker teker bakıp bir şey anlamamış olarak sergiyi tamamladık.. Ama güzel bir tecrübe oldu. Bir daha sürrealist resim sergisi olduğunda sevgilimle sergi yerine boğaza karşı çay içmeye gideceğim.. Fotoğraf makinem de var. Çekmiş fotoğraflarım da var. Kim bilir ileride bir sergi de ben açarım.. Adını da "Sürrealist Fotoğraf" koyup entel kesimin sergime gelmesini sağlarım ;)